Home > Köşe Yazıları > Gülperi’de damar sağlam ama boşluklar var

Gülperi’de damar sağlam ama boşluklar var

Başrollerini Nurgül Yeşilçay ve Timuçin Esen’in paylaştığı Gülperi geçen hafta cuma akşamı başladı. Tanıtımlarından zaten damarının çok sağlam olduğunu anlamıştık ama hikayede bu kadar boşluk olmasını beklemiyordum. Olaya hızlıca girilmiş girilmesine ama o sırada da etrafa her şey savrulmuş. Öncelikle Gülperi’nin kim olduğunu biz sahneye Kadir girene kadar anlamadık. İzmir’den gelmiş ve çok iyi Türkçe konuşuyor. Çocuklarının geleceği için de Gaziantep’ten kaçmayı planlıyor. Ama nasıl oluyorsa küçücük çocuğu Can Antep aksanında konuşuyor. Gülperi hapishaneden çıkıp Bebek’e nasıl geliyor? O Bebek kısmına ben çok takıldım. En azından bize nasıl oraya geldiğini izletselerdi. En önemli sorun ise o çocukların annelerine nasıl o kadar düşman olduğuydu. Annesine mektup yazan Can, seyirciye annesine olan hasretini anlatan Can nasıl oldu da mahkeme gününden itibaren izleyiciyle iletişimini kesti. Çocukların annelerine düşmanlığını gizlemenin bu hikayeyi daha gizemli kılmadığının altını çizerim. Rejiye gelirsek; Cem Karcı çok beğendiğim bir yönetmendir. Ama toprak işi çekmek başka bir şey! Hikayenin büyük bir kısmı Gaziantep’te çekilmiş ama biz o bölgenin atmosferini yaşayamadık. Orası bir konaktan ve yakın plan çekilmiş bir çarşıdan ibaret olmamalıydı. O bölgenin atmosferini hissetmeliydik. Bir eleştirim de mahkemede çocukların alındığı sahneye dair olacak. Bu kadar dramatik bir sahneyi detaylarla öyle sağılmış bir halde izlerdik ki, çocukların düşmanlığını bize anlatmasanız bile beden dilleriyle izlettirebilirdiniz. Tüm eleştirilerime rağmen Gülperi’nin sağlam bir damarı olduğunu düşünüyorum.

Ehl-i Beyt Aşkına bu akşam ekranda

Hz. Hüseyin’in hayatının anlatıldığı, dramatik sunum ve müzik eserlerinin harmanlandığı, Ehl-i Beyt Aşkına isimli bir program hazırlamış TRT 1. Programda; deyişler, türküler ve tasavvuf eserleri eşliğinde bizi biz yapan hikayeler anlatılıyor. Bu programla; Horasan’dan Anadolu’ya, Balkanlardan Orta Asya’ya medeniyetimizin yaratılanı Yaradan’dan ötürü seven insani olgunluğunun tarihsel köklerine ve referans değerlerine bir kez daha ışık tutuluyor. Konya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından 20-30 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilen 15.Konya Uluslararası Mistik Müzik Festivalinin de ilk etkinliği olan “Ehl-i Beyt Aşkına” programı, Konya Selçuklu Kongre Merkezi’nden bu akşam 20.15’te TRT 1’de canlı olarak ekrana gelecek.

Bu sezon çok kanlı bir Çukur olacak

Çukur pazartesi akşamı sezonun ilk bölümüyle görücüye çıktı. Öyle bir bölüm izledik ki, neredeyse hiçbir başrol oyuncusu finale kadar yoktu. Zaten İdris Koçovalı’yı göremedik bile… Sanki bambaşka bir diziye dönüşmüştü Çukur. Erkan Avcı ve Berkay Ateş’in başrole oturduğu bölümde biz aslında Çukur’un yeni sahipleri Karakuzular’ı tanıdık. Finalde de Selim’in ölmediğini gördük. Bence haftaya Karakuzular’ın Çukur’u nasıl ele geçirdiğini izleyeceğiz. Sonra da Koçovalılar ve Karakuzular savaşı başlayacak. Risk alan işleri seviyorum. Yeni sezonunun ilk bölümünde iki yan karakteri başrole taşımak ve tüm kategorilerde zirveye oturmak büyük başarı. Net olarak bildiğim bir şey var. Erkan Avcı’nın canlandırdığı Çeto daha ısınıyor. Bekleyin, bize inanılmaz lezzetli bir karakter gösterisi sunacak. Berkay Ateş zaten çok yetenekli ama Çukur’da oyunculuğunun yanına bir de karizma eklemiş. Bu sezon çok daha kanlı bir Çukur bizi bekliyor. Haydi hayırlısı…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *