Home > Uncategorized > Annem bir kökünle yüzleşme filmi olmuş

Annem bir kökünle yüzleşme filmi olmuş

Sezen Aksu’nun şarkıda söylediği gibi “Ağlamak şu gelip geçici dünyada her şeye rağmen var olmak demek” midir, yoksa sadece “Ağlamak güzeldir” mi bilinmez ama Türk toplumu için en ucuz terapi yöntemi olduğu kesin! Çünkü ağlarken içinizden öfkeniz, kızgınlığınız, kırgınlığınız, acınız, değersizlik hissiniz de o an için akıp gider. Ve hayatta sizi en çok ağlatacak kişiler ister kabul edin, ister etmeyin anneniz ve babanızdır. Çünkü kökünüzle var olursunuz. Dallarınız kökünüzden aldıklarınızla büyür. Ve size bir şey itiraf edeyim mi? Ağlamak ve gülmek aynı yerden doğmuştur. Yani birbirlerinden farklı görünseler de onlar ikiz kardeşlerdir: Ayrı yumurta ikizleri… 

Yönetmenin iddiası

Ağlamak eylemine bu takıntımın sebebi ise bugün vizyona giren Annem filmi… Bir haftadır hangi gazeteyi ya da haberi açsam filmle ilgili aynı cümle var: “Mendillerinizi hazırlayın.” Hatta filmin gala davetiyesinde bile mendil vardı. Filmin yönetmeni Mustafa Kotan ise bir röportajında “Seyirciler mendillerini yanlarına almayı ihmal etmesinler” diyordu. Bunları okudukça filme karşı merak duygum daha da kabarıyordu. Çünkü yönetmen izleyiciye “Sizi ağlatacağım” diyordu. Yani iddiası büyüktü. Ancak Türk toplumunu iyi tanıyan, duygularına hakim ve karakterler üzerinden duygudurum bozukluğunu yaratabilecek ve bunu izleyicinin kalbine attığı bir yumrukla hissettirecek bir isim bu cümlenin hakkını verebilirdi. Ve benim tanıdığım kadarıyla Mustafa Kotan bunu fazlasıyla yapabilecek bir isimdi. Yıllardır televizyonda reyting rekorları kıran onlarca programa imza atmıştı. İzleyicinin duygularının sesini açmayı iyi biliyordu. Yine de ben filmi izlemeye gittiğimde yanıma mendil almadım. Aslında unuttum. Eskiden olsa yönetmene meydan okur ve “Beni ağlatamazsın” derdim ama artık büyüdüm. Köklerime bakma yaşım geldi de geçiyor bile… Yani annemi anlama, kırgınlıklarımı bırakma ve ona sarılma zamanlarındayım. O nedenle Annem duygu dünyamın altını üstüne getirdi. 

O Türkiye’nin Sumru Yavrucuk’u

Gelelim filme; HANN ve Motion Content Group’un yapımcılığını, Ayşe Balıbey, Evren Erdoğan, Bener Karaçor’un senaristliğini, Mustafa Kotan’ın yönetmenliğini üstlendiği Annem filminde; Sumru Yavrucuk, Özge Gürel, Sercan Badur, Itır Esen, Tuna Orhan, Fatma Toptaş, Fulya Özcan, Zuhal Acar, Tuğçe Karabayır rol alıyor. Çekimleri İstanbul ve Kırklareli’nde gerçekleşen film; geç yaşta anne olan ve hayatını kızının mutluluğuna adayan bir anne ve kızın hikayesini anlatıyor. Sumru Yavrucuk’u hiçbir Amerikalı oyuncuya benzetmeyeceğim. Çünkü kimseyi taklit etmiyor. O  Türkiye’nin Sumru Yavrucuk’u… Filmde kızını sevgisiyle sarmalayan ama bazen de o sevgiyle zehirleyen anneyi oynarken her şeyini ortaya koymuş. Her şeyi diyorum zira elini taşın altına koymaktan bahsetmiyorum. Kendini kayanın altında ezmek bile hafif kalır. Filmde canlandırdığı Ayşe karakteriyle fedakar ve cefakar anne olurken, kadının kendi gücünden taviz vermemesinin de altını fazlasıyla çizmiş. İşin burası önemli; çünkü bir köylü kadınının ne kadar güçlü olabileceğini çok net göstermiş. Bu yılın en iyi kadın oyuncu performansı Sumru Yavrucuk’undur. Hiç abartmıyorum hatta eksik kaldığını bile söyleyebilirim. 

Özge tam kıvamında bir performansa sahip

Özge Gürel’i bugüne kadar romantik komedilerin başarılı oyuncusu olarak izledik. Benim yakın arkadaşım olmasına rağmen dramada onu izlerken nasıl bir performans sergileyeceğini ben de bilmiyordum. Bu kadar güçlü bir annenin karşısında gerçekten adı gibi Nazlı biri olmayı başarmış. Oyunlarında en çok dikkatimi çeken şey ise dengeydi. Her şey olması gerektiği ölçüde, olması gerektiği gibiydi. Ölçü bir oyuncuda en sevdiğim yetenektir. Yetenek diyorum zira ölçüyü kaçırmak oyunculuk mesleğinin en büyük handikapıdır. Bir oyunculuk performansını yemek gibi düşündüğümde; bu yemeğin tüm malzemeleri kıvamındaydı. O nedenle ilk kez dramada izlediğim arkadaşımın kendinden tamamen vazgeçip tam kıvamında bir Nazlı olma yolculuğunu izlerken gurur duydum. Çünkü bu bir performans filmi ve Özge’yi izlerken önce şımarmış, sonra uyanmış, sıkılmış, kaçmış, aramış, bulmuş, kaybetmiş ve sonunda da köküne dönmüş bir kadın izledik. Ve hepimiz kendimizi onun yerine koyduk. O bizdik, biz de Nazlı! 

Filmde dikkatimi çeken oyunculardan biri de Zuhal Acar’dı. Nazlı’nın köyden arkadaşıydı ve çok az sahnesi vardı ama öyle samimi bir yerden kankalık vazifesini yerine getiriyordu ki beni geçmişe götürdü. Bu devirde böyle kankalar maalesef kalmadı. Fatma Toptaş filmde küçük gibi görünen bir rolü nasıl büyütebileceğini ve akılda kalınacağını gösterdi. 

Ağlamak ve gülmek ayrı yumurta ikizleri

Ezcümle; filmin eksikleri yok mu? Tabii ki var. Ama bütün resme baktığınızda kökünü farketme ve yüzleşme filmi olmuş Annem. Candan Erçetin’in Annem şarkısının da sizi dağıtacağı Annem’i izlemeye giderken mutlaka yanınıza mendil alın. Bu cümleyi kuracağımı düşünmezdim ama benim yaptığım hataya düşmeyin. Filmi izlerken yanımda oturan, benimle beraber salya sümük ağlayan ve benimle mendilini paylaşan o tanımadığım beyefendi ağlamaktan çekinmediğiniz için teşekkür ederim. Ağladık ağlamasına ama dakikalarca kahkaha attığımızı da inkar edemem. Hatta bir ara ağlarken kahkaha attığıma bile şahit oldum. İşte o an bir kere daha fark ettim. Ağlamak ve gülmek ayrı yumurta ikizleri gibi, aynı yerden doğuyor ve insanı rahatlatmak için geliyorlar. Annem artık vizyonda! Siz de kendinizle ve annenizle olan ilişkinizle yüzleşmeye hazırsanız izleyin derim. 

Oya DOĞAN
oyadogan81@gmail.com

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *