Sahi "Biz Kimden Kaçıyorduk Anne?"

DİZİ

Perihan Mağden’in 2007 yılında yazdığı romanı “Biz Kimden Kaçıyorduk Anne?” o dönemde oldukça ses getirmiş ve hem edebiyat, hem de sinema dünyasında çok sevilmişti. Dizi dünyası da buna sessiz kalamazdı.

Yaklaşık 15 yıldan beri neredeyse her kanal ve yapımcıdan dizi olarak bu romanı uyarlamak istediğini dinlerim. Hatta bu işin onlarca senariste yazdırıldığına şahidim. Ama iş bir türlü hayata geçemedi. Yazdırılan onlarca senaryo çöpe atıldı, emekler boşa gitti. Ta ki Kanal D’de birlikte çalıştıkları dönemden beri bu işe kalpleri atan iki isim masaya romanı yeniden koyana kadar… Netflix Türkiye Orijinal İçerik Direktörü Pelin Diştaş ve 1441 Production’ın patronu İrfan Şahin’den bahsediyorum. Bir dönem Kanal D’de efsane dizilere imza atan ikiliden… 15 yıllık hayali gerçekleştirdiler ve sonunda “Biz Kimden Kaçıyorduk Anne?” Netflix Türkiye’de ekran yolculuğuna başladı.

AVIN AVCI, AVCININ AV OLDUĞU BİR HİKAYE!

“Biz Kimden Kaçıyorduk Anne?”nin 7 bölümünü geçen hafta Netflix Türkiye tarafından tanımlanan ön gösterimde izledim. Akıl sağlığı yerinde olmayan bir anne ve genç kızının lüks otellerde kalıp, orayı evlerine dönüştürdükleri bir hayat düşünün. Sınırsız paraları var, anne tehdit hissedene kadar kaldıkları lüks otel onların yuvaları... Ta ki biri çıkıp onları görünüşleri, düşünceleri, bedenleri, özgürlükleri için taciz edene kadar… İşte o zaman anne bir kargaya dönüşüyor ve kızına, Bambi’sine laf edeni yok ediyor ve kaçış başlıyor. Arkalarında bir dizi ceset bırakarak lüks otellerden köhne pansiyonlara kadar düşüyorlar. Bu yolculukta izleyici de Bambi gibi hep aynı soruyu soruyor; “Biz kimden kaçıyoruz anne?” Avın avcı, avcının da av olduğunu öğrendiğimiz bir hikaye bu! O nedenle zor bir hikaye!

MELİSA SÖZEN "MUHTEŞEMSİN"

Senaryo Ertan Kurtalan’a ait! Sürükleyici mi, kesinlikle! Bu zorlu iş kotarılmış mı? Evet! Senaryoda bazı boşluklar var mı? Var, aklınızda bir sürü soru kalıyor. Özellikle her ne kadar anneden kalan mirası satıp yediklerini sözle anlatsalar da, yıllardır o kaynağı baba yaşarken ve kaçarken nasıl kullanabildiler anlamıyorsunuz. Yüzleri bu kadar aleni bilinirken rahatça kaçabilmeleri de kafa karıştırıyor ama Umut Aral ve Gökçen Usta rejisiyle bu boşlukları kapatıyor. Fakat tartışmasız Melisa Sözen’e kocaman bir “Muhteşemsin” demek gerekiyor. Zaten insan olarak çok sevdiğin birinin, harika bir oyunculuk performansı sergilediğini izlemek gerçekten güzel bir duygu! Melisa karakteri oynamamış, yaşamış. O nedenle sadece kafasını çevirip baktığı anda hepimizi “Acaba şimdi ne yapacak?” diye peşine takıyor ve ekran karşısına oturan herkes 7 bölümü bitirmeden kalkamıyor.

2. SIRAYA YERLEŞTİ

Eylül Tumbar’ın sanırım ilk dizi tecrübesi. Açıkçası ilk duygusunu asla hissetmiyorsunuz. Bambi karakterinin hakkını vermiş ama uzun bir yolu var. Ayrıca Melisa o kadar iyi ki, karşısındaki oyuncuyu da yükseltmiş. O nedenle Eylül Tumbar çok şanslı! Başak Daşman, buzlar kraliçesi annenin soğukluğunu bize bile hissettirdi.

Ezcümle; “Biz Kimden Kaçıyorduk Anne?” gerilim türünde bir işe kalkışan Netflix Türkiye’ye istediği yüksek izlemeyi verecek gibi görünüyor. Zira ben bu yazıyı yazarken dizi 36 saattir yayında olmasına rağmen 2’nci sıraya yerleşmişti. Böyle zorlu türlerin karşılığını bulması da benim gibi içerik oburlarını ancak mutlu eder.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.