İlk kez bu yıl düzenlenen ve İstanbul Gelişim Ünivesitesi’nin katkılarıyla gerçekleştirilen Tayf Uluslararası Kısa Film Festivali, tüm hızıyla sürüyor. İlk iki günü geride bırakan festival kapsamında; kısa film yarışmasında finale kalan filmlerin gösterimi ve ardından yönetmenleriyle söyleşiler de gerçekleşiyor. Gösterimlerin yanı sıra, sinema dünyasından isimlerle söyleşiler de gerçekleştiren festival, öğrencilerin yanı sıra halktan da yoğun ilgi görüyor. Festival başkanlığını Dr. Güzin Ilıcak Aydınalp'in üstlendiği ve direktörlüğünü Doç. Dr. Nagihan Çakar Bikiç’in üstlendiği festivalde, aynı zamanda öğretim görevlilerinin yanı sıra üniversite öğrencileri de görev alıyor. Üniversitenin dört bir yanında festival coşkusu hissedilirken, konuklar da bu coşkunun kokusunu alıyor.
“Oyuncu ve senarist ortaklaşa yaratım sürecine giriyor”
Festivalin ilk günü gerçekleştirilen “Bir Oyuncunun Yolculuğu” söyleşisinin konuğu; Muhteşem Yüzyıl, Yılanların Öcü ve Benim Adım Melek gibi dizilerin oyuncusu Hande Kaptan oldu. Gazeteci ve sunucu Deniz Ali Tatar’ın moderasyonunu üstlendiği söyleşide Kaptan, oyunculuğa gidiş serüveninden bahsetti. Muhteşem Yüzyıl dizisinde oynamasıyla beraber çevresine oyuncu olduğunu kanıtlayabildiğini söyleyen Kaptan, dizi sürecinde oyuncunun yönetmen ve senaristle iyi iletişimde olması gerektiğini söyledi. Dizi sürecinde bir karakterin hikayesinin her an değişebileceğinden ve buna hemen uyum sağlayabildiğinden söz eden Kaptan: “Yönetmen ve senarist çok büyük bir çerçeve çiziyor. Benim yaratım alanım, sadece o rolü kendi içimde nasıl yorumlayacağımla ilgili oluyor. Rolü nasıl yorumladığım daha sonra senariste de açar verebiliyor. Böylece belli bir noktadan sonra, beraber ortaklaşa bir yaratım sürecine giriyoruz.” diyerek anlattı. Benim Adım Melek dizisinde canlandırdığı Kadriye karakterinin yolcuğunun da bu şekilde sürdüğünden söz eden Kaptan, ayrıca filmlerde oyunculuk yapmaya devam etmek istediğini ve kısa film teklifi gelirse değerlendirebileceğinin de altını çizdi.
“Sen Anlat Karadeniz’in yaşanıyormuşçasına izlendiğine şahit oldum”
Festivalin ikinci günü gerçekleştirilen “Dizilerde Oyuncu Olmanın ABC'si” söyleşisinin konuğu ise; “Sen Anlat Karadeniz” ve “Sefirin Kızı” gibi dizilerin oyuncusu olan Furkan Aksoy oldu. Doç. Dr. Nagihan Çakar Bikiç’in moderatör olarak görev aldığı söyleşide Aksoy, oyunculuk macerasında yaşadığı tecrübeleri aktardı. İlk rol aldığı dizi olan “Sen Anlat Karadeniz”de rol alırken Trabzon’da kaldıklarını ve ilginç bir süreç geçirdiğinden bahseden Aksoy; kimi zaman sokağa bile çıkamadıklarını, dizinin halk tarafından da yoğun ilgi gördüğünü ve izleyicinin gerçekten yaşıyormuşçasına diziyi izlediğinden söz etti. Bu süreçte Osman Sınav’dan destek gördüklerini de belirten Aksoy, kaldıkları otelde aktiviteler yaptıklarını ve dizi sürecini psikologlarla görüşerek geçirdiklerinden de söz etti. Trabzon’un hemen ardından Ege’ye gittiğini ve Muğla’da çekilen “Sefirin Kızı” dizisine başladığını söyleyen Aksoy, birden bambaşka bir iklimde Karadenizli’den Egeli’ye geçiş sürecinde zorlandığını belirtti. Yakın zamanda çekimlerine başlayacakları bir film projesi olduğunu belirten Aksoy, ilk film projesinden dolayı heyecanlı olduğunu aktardı.
“Yapımcı olmak isteyen herkesin ‘gerçekçi’ düşünmesi gerekli”
“Yapımcı Kimdir, Ne Yapar, Nasıl Yapımcı Olunur?” adlı söyleşiyle son bulan festivalin ikinci günü, başarılı yapımcı Cemal Okan’ın tecrübelerini aktarmasıyla devam etti. Fono Film ve TAFF Pictures şirketleriyle film yapımcılığında başarılı projelere imza atan Okan, kendini ‘yapımcılık’ kimliğine ulaşma sürecini Doç. Dr. Nagihan Çakar Bikiç’in moderatörlüğünü üstlendiği söyleşide anlattı. Sektörde çalışacak insana çok ihtiyaç olduğundan söz eden Cemal Okan, bu süreçte en çok ses tasarımcısı ve kurgucu eksikliği çekildiğinin altını çizerek sinema-televizyon öğrencilerine başka alanların da var olduğunu söyledi. Timur Savcı ile ortak bir yolda ilerlediklerini ve bu yolculuğun ‘finans’ a değil ‘paylaşmak’ üzerine kurulu olduğunu belirten Okan, başka filmlerde de ortak yapımcılarla çalışmanın bir paylaşım alanı sağladığının altını çizdi. Bağımsız sinemayı destekleyen yapımcılardan olduğunu söyleyen Okan, yapımcı olmak isteyen herkese gerçekçi düşünmeleri konusunda tavsiyede bulunduğunu belirtti. Sinemanın çok ucuz bir iş olmadığını söyleyen Okan, pandemi sürecinde ve ‘mısır’ krizinde birçok filmin yapımcıları iflasın eşiğine getirdiğini anlattı. Film yapmanın en kolayı olduğunu ama doğru tarihte ve zamanda izleyiciyle buluşmasının daha önemli olduğunu anlatan Okan, bu nedenle bazı filmlerin gişede hüsran yaşadığını da belirtti.
“Sinema hiçbir zaman ölmeyecek”
Sinemanın hiçbir zaman ölmeyeceğini net bir şekilde söyleyen Okan, şu an tüm sinema sektörünün geçiş sürecinde bütçeler nedeniyle gözlem yaptığını belirtti. Film yapımının bütçelerden dolayı dijital platformlara kaydığını anlatan Cemal Okan, aslında sinema için hazırladıkları “Sen Yaşamaya Bak” adlı yeni filmlerini Netflix’e sattıklarını söyledi. Filmde başrollerini Aslı Enver ve Kaan Urgancıoğlu’nun paylaştığını belirten Okan, filmin 21 Mart’ta Netflix’te yayınlanacağını sözlerine ekledi. Bir öğrenciden gelen 'Oyuncuların egosu var mı?' sorusuna ise Okan, ilk başta soruyu cevaplamak istemese de: "Aynı karavanda oturmak istemeyen oyuncular var. Bazen kendi galasına gelmek istemeyen oyuncular var maalesef." diyerek cevapladı. Okan ayrıca, yapımcılığını üstlendiği filmler arasından en çok “Unutursam Fısılda”, “İkimizin Yerine” ve “Ölümlü Dünya” filmlerinin favorileri olduğunu da sözlerine ekledi.
Söyleşiler devam ediyor
27 Şubat’ta finalist filmler arasından ödül kazananların açıklanacağı Tayf Uluslararsı Kısa Film Festivali; İdil Dülgar'ın Vitray Yapımı Atölyesi', yönetmen Cansu Boğuşlu'nun ‘Setlerde Bir Kadın Yönetmen/Görüntü Yönetmeni' adlı söyleşisi ve ‘Adını Feriha Koydum’, ‘Pis Yedili’, ‘Süt’ ile ‘Okul Tıraşı’ gibi filmlerin ödüllü oyuncusu Melih Selçuk'un konuk olacağı ‘Sanat Filmlerinden Dizilere Oyunculuk' adlı söyleşilerle devam edecek.