2020-08-01 23:04:31

Yetenekli ve omurgalı insanlar var olacak

Veli Çelik

01 Ağustos 2020, 23:04

Mayalar, Baykuş Günü’nde doğanların karmasını temizlemek üzere hayata yeniden gelen yaşlı ruhlar olduğunu söylerler...

Yüz yirmi birinci doğum gününü kutlamaya hazırlanıyordu. Seksen yedi yıldır çalıştığı ve hatta yaşadığı deniz fenerine başını kaldırıp baktı. Hayattan çaldıklarını ve kendinden çalınanları düşündü. Yine sakin, yine mağrur. Fenerin içindeki odasına yürüdü, yatağının yanına sıkışmış, Banyan ağacından yapılmış masasına dünkü gazeteyi serdi. Sofrasında deniz kestanesi, söğüş domates ve yeşil soğan, sabah suyundan alınmış balık, olmazsa olmazı rakı ve tütün vardı... Rakı ve tütün hep vardı.

Kapı çalındığında saat geceyi geçmişti. Kasabanın pezevengi Horoz Sait ile Garaj İnci ve Peçetesiz Hasret gelmişti. Sait evde yaptığı votkayı, İnci ve Hasret de kendilerini getirmişti. İhtiyar üçüne de hiç ifadesi değişmeden baktı, buyur etmedi ama içeri aldı. İhtiyar o gece ölürse çok eğleneceklerdi... İhtiyar o gece ölmedi ve sabah yine sabah suyundan balık toplamaya gitti ama diğer üçünü bir daha gören olmadı. İki fahişe, bir pezevenk yeryüzünden eksildi diye dünyada durmadı, inekler de sütten kesilmedi... Zaten onlardan o kadar çok vardı ki, yoklukları evrendeki hiçbir şeyi değiştirmedi. Ama ihtiyar ölseydi öyle mi olurdu, hayır...

Hayat sistematiğini çözdüğünü zannedip, keyif içinde yaşayan, sıradan zekalarıyla her istediklerini olduran, yalaka başarılarıyla kıvanç duyan ve hiçbir halt olmayan ve düşünmeyen otomatik portakallara bir daha baktım. Her yok olduklarında yürümeye devam eden ve hiç eksilmeyen ihtiyarlara kıyasla nasıl da zavallıydılar...

Geçmişten bugüne, buradan da geleceğe kalanlar yetenekli ve sıradan insanlar mıydı, yetenekli ve yalakalar mıydı yoksa yetenekli ve korkaklar mıydı? Üzgünüm değillerdi, olsalardı zaten Sokrates’i mahkûm eden heyetten en az bir kişinin ismini biliyor olurduk, günün adamı olarak varlığını en küstah seviyelerde tarif edenlerle de yarında ve yarınlarda karşılaşırdık. Sevindirici olan da tam bu, onlar yokken de düşünen ve düşünebilen, duran ve doğru dürüst duran, yetenekli ve omurgalı insanlar var olacak ve geçmişten geleceğe taşınacak… Türküdeki Bay Mustafa’nın adı varken, diğerinin sadece ormancı olarak yad edilmesi de bundan sebep değil mi...?

Çıktım belen kahvesine
Baktım ovaya baktım ovaya
Bay Mustafa çağırdı dam oynamaya
Ormancı da gelir gelmez
Yıkar masayı yıkar masayı
Laf anlamaz ormancı çekmiş kafayı
Aman ormancı canım ormancı
Köyümüze getirdin yoktan bir acı

Köyümüzün suları hoştur içmeye
İçinde köprüsü var gelip geçmeye
Yârimi vurdular – bir hiç hiçine
Yazık ettin ormancı köyün gencine
Aman ormancı canım ormancı
Köyümüze getirdin yoktan bir acı

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.