Ahmet Mümtaz Taylan: "Şeker problemim var ve ben riskli gruptayım"

Oyuncu, yönetmen Ahmet Mümtaz Taylan salgına dair açıklamalarda bulundu. Taylan, "Hiçbir şey eski düzeniyle yürümeyecek. Bu belli oldu. Birçok şeyi yeniden düşünmek zorundayız. Süreç o zaman başlayacak. Belirsizlik ve çok yoğun bir ödev listesi olacak herhalde önümüzde" dedi.

YAŞAM 27.04.2020, 16:42 28.04.2020, 11:14
Ahmet Mümtaz Taylan: "Şeker problemim var ve ben riskli gruptayım"

Son günlerde Kenan İmirzalıoğlu ile başrolü paylaştığı Alef adlı dizide rol alan Ahmet Mümtaz Taylan, pandemi dolayısıyla tüm dünyanın evine kapandığı sürece ilişkin konuştu. Taylan, “Bundan dersler çıkartırsak bundan sonraki süreç biraz daha az çileli veya sıkıntılı olabilir. Dersler çıkarmaz da eskiden yaptığımız ettiğimizle yeni sonuçlar beklemeye çalışırsak daha acılı bir süreç yaşayacağımız da ortada. Ben kendi payıma bunları düşünüyorum” dedi.

Taylan, salgından korunmak amacıyla evde geçirdiği günleri ve yapmayı planladığı işleri şu şekilde anlattı:

“Ben bir ay ya da 5-6 hafta öncesine kadar, Ardahan’da sınırda film çekiyordum. Onu bitirip, 5 hafta önce İstanbul’a döndüm. Gidişat aşağı yukarı belliydi. Şeker problemim var ve ben riskli gruptayım. Kendimi 5 hafta kadar önce karantinaya aldım, kıpırdamıyorum. Ben daha önce de çoğunlukla evde vakit geçiriyordum. Daha çok evcil biri olarak kendimi tanımlayabilirim. Ondan, bende aşırı bir baskı ve zorluk yaratmadı. Herkes gibi okuyor, yazıyor, seyrediyorum. Olup bitenleri düşünmeye bolca vakit ayırıyorum. Bugüne kadar neleri doğru veya yanlış yaptım, neleri söyledim, söylemedim, bunlar üzerine düşünüyorum. Kederleniyorum… Sere serpe kederleniyorum. Düşünecek çok şey var. Dışarı çıktığımızda bitecek bir süreç değil. Dışarı çıktığımızda başlayacak bir süreç aslında. O yeni başlangıçta neler yapılması gerektiği üzerine düşünerek vakit harcıyorum.”

Ahmet Mümtaz Taylan sözlerine, “Sürecin kendisi, işimizi neden yaptığımızla ilgili bazı gerçekleri yeniden düşünmek, fark etmek ve ona göre davranmak için bir sebeptir tabii. Ama esas olarak sanat toplum hayatından, toplumsal hayatta, ekonomiden falan tamamen bağımsız ve ayrıca düşünülmesi gereken bir şey değil. Onun içinde, onun kapsadığı bir şey. Bir değişim ve yeni bir akıl geliştirme sürecinde, sanat da kendi elindeki imkanlarla söyleme, okuma ve aktarma biçimleriyle yeni usuller, üsluplar üzerinde düşünmek zorunda. Bu süreç kendi ürünlerini çıkaracaktır daha sonra. Bunun için biraz zaman var önümüzde. Tarihi değerlendirmek, onunla ilgili bir şeyler yapabilmek için belli bir mesafeden ona bakmak lazım ya, o mesafe zamandır. O zamanı gereği gibi kullanırsak daha sonra bunun sanata yansıyışıyla ilgili yeni somut örnekler göreceğimizi düşünüyorum yakın gelecekte” diyerek devam etti.

Yorumlar (0)