"Hiç onlarca farklı dilde eleştirilmemiştim"

RÖPORTAJ

Hem samimi, hem sıcak, hem de alışılmışın dışında, üstelik gülümsetmeyi biliyor... Çalgı Çengi, Düğün Dernek, Kardeş Payı, İşler Güçler gibi yapımlarıyla kocaman bir hayran kitlesi oluşturmuş olsa da, şu sıralar Netflix'le dünyaya açılmakla meşgul... 27 Ocak'ta platformda yerini alan Burak Aksak’ın senaryosunu yazdığı, Engin Öztürk'ün başrolünde yer aldığı 50m2'nin yönetmen koltuğunda oturuyor Selçuk Aydemir... Bu kez her zamankinden farklı bir tarzla, her zamankinden farklı oyuncularla ve her zamankinden farklı bir yolla izleyiciye ulaşıyor. Biz de kendisiyle o yolun kenarında bol gülücüklü bir sohbete imza attık... 

50m2 27 Ocak'ta Netflix'te yerini aldı, izleyeni bol olsun. Dijital platformda yer alan ilk projeniz ve 190 ülkede aynı anda yayına girdi bunun farklı bir heyecanı mutlaka vardır...

Öncelikle teşekkürler. Varmış evet, daha önce onlarca farklı dilde hiç eleştirilmemiştim. :) İlk haftasında 15 ayrı ülkede ilk on listesinde dediklerinde işin ciddiyetine aydım. Neyse ki Türkçe ve İngilizce dışındaki tüm dillere eşit mesafesizlikteyim. :)

Nasıl geri dönüşler oldu?

Beklentilerimden çok daha iyi. Dizinin afişi, fragmanları, tanıtımı farklı bir iş olduğuna seyirciyi ikna etmiş, buna çok sevindim. Çünkü en büyük endişem kadro nedeniyle salt komedi beklentisinin oluşmasıydı. Seyirci farklılaşmayı kabul etmiş, bu mutlu edici.

Senaryo kuzeniniz Burak Aksak'a ait, yönetmenlik koltuğunda birlikte oturuyorsunuz. Peki sizin senaryoda payınız oldu mu?

Hayır, ben projeye dâhil olduğumda zaten bir hayli yol alınmıştı. Burak senaryo işini neredeyse yarılamıştı. Kalan yarısını yazarken zaman yaratmak için önden beni sete sürdü. Senaryo bitince de dükkan sahibi gibi geldi, beni eve yolladı.

"Komedi bizim apartman, diğer türler bizim semtte oturmuyor"

İlk kez komedi dışında aksiyonun da yer aldığı bir işle karşımıza çıkıyorsunuz, nasıl bir his?

Sadece aksiyon da değil, birçok farklı türü içeren bir dizi 50m2. Bu nedenle de hem seti, hem postu çok oyuncaklı ve yeniydi benim için. Bir işten en zevk aldığım aşama, acemisi olduğum evre olduğu için daha eğlenceliydi.

Komedi ve diğer türler arasında daha kolay veya daha zor gibi bir karşılaştırma yapılabilir mi?

Öznel olarak evet. Komedi dışındaki her tür benim için daha zor, çünkü yeni, deneyim ve birikim eksiğim var ama en önemlisi komedi dışındaki türlere merakım az. Haliyle komedi bizim apartman, diğer türler bizim semtte bile oturmuyor. Bunun tersi de komediye mesafeli eser üretenler için geçerli olsa gerek. Haliyle bir üçüncü gözün bu daha zor ya da kolay diyebileceği bir durum değil.

"Radarımın dışında kalmış yeni bir dünya keşfettim"

Kitaplarınızda kendi hayatınıza yer veriyorsunuz ve Mahalleden Arkadaşlar kitabınızda görüyoruz ki, mahalle kültürüyle büyümüş, artısını eksisini tatmışsınız. Mahalle kültürünün bir eser yaratmakta sizi beslediği ortada. Film ve dizilerinizin olmazsa olmazlarından biri "mahalle" ve 50m2'de de bir mahalle var... Siz bu mahalleyi nasıl tanımlıyorsunuz?

50m2 “mahalle”nin bitmeye başladığı noktaya odaklanıyor, mahalle aksı olabilir ama mahalle dizisi değil. Mahallenin de karakterlerle birlikte dönüştüğü bir hikaye. Artık ortada bir mahalle takımı bile yok, hırsızlık oluyor gelen hepi topu 2 kişi, mahallede biri ölüyor tabutu sırtlayacak dört insan bulamıyorlar, kimsenin kimseden haberi yok vs… O nedenle de mahalle işinden çok uzak 50m2.

Alışık olduğunuz oyuncular dışında isimlerle çalışıyorsunuz yeni dizide. Tebdili mekânda ferahlık olduğu gibi, oyuncu değişikliğinde de bir ferahlık hissi oldu mu? Yeni bir enerji ve ritme neden oldu mu sizin için?

Projenin bana kattığı en büyük şey tam da bu aslında. Daha önce komedi türü dışına çıkmadığım için birçok yetenekli oyuncuyla da çalışma fırsatını kaçırmışım. Radarımın dışında kalmış yeni bir dünya keşfettim resmen.

"İnsan sevdiği şeylerin tadını doya doya çıkartmalı"

İşinizde ne kadar titiz olduğunuzu, hoşlanmadığınız insanları kendinizden nasıl uzaklaştırdığınızı, bunu da tatlı tatlı kimseye hissettirmeden yapmak gibi bir özelliğiniz olduğunu biliyorum. Peki, Çalgı Çengi'den beri, aynı kadroyla çalışma sebeplerinizden biri bu olabilir mi? Risk almamak için mi?:)

Risk almamak için dersek bence cevap çok eksik kalır. Risk almaktan kaçınan biri olsam Kardeş Payı’nın 5. sezonunu çekip, repolarda da Düğün Dernek 7’nin kurgusuna giriyordum. Yaptığım devam filmlerinde bile yapıyı, atmosferi bozmak gibi bir hastalığım var. Çok değişkenli bir denklemde, ne kadar sabit değer elde ederseniz sonuca o kadar yaklaşırsınız. Yaptığım filmler ya da dizilerde değişkenleri azaltıp sabit kadro ile devam etmeye, diğer kısımlara daha fazla zaman ayırmak gözüyle bakıyorum. En önemli sebep sanırım buydu. Diğeri de bence insan sevdiği şeylerin tadını doya doya çıkartmalı. Sevdiğim insanlarla, çalışırken de vakit geçirmek ayrı bir keyif.

Evrak Kürek kitabınızda, daha yolun başında çok önemli insanlarla yollarınızın kesiştiğinden ve kendinizi çok şanslı hissettiğinizden bahsediyorsunuz? Şansınızın devam ettiğine inanıyor musunuz? Geldiniz noktanın ne kadarında şans faktörü etkili oldu? 

Önce şansa yüklemediğim anlamın altını çizmek isterim. Şans kelimesinin bende uyandırdığı; mantıkla izah edemeyeceğim bazı rastlantısal olaylardır sadece. Ve evet hepimizin hayatında bundan bolca var. Yazdıklarıma hayatımdan çok şey koyduğum için, geriye dönüp neden sonuç ilişkisinde olayları sık sık irdelerim ve şans faktörü kendini hep açık eder. Eylemleri anlamlandırma çabasındaysanız, sıklıkla izah edemediğiniz şeylere de maruz kalırsınız.

"Kendimce krizi fırsata çevirdim"

Sizin bir de Haluk Bilginer'i reddetme hikayeniz var ve epey komik... Nasıl oldu tam olarak? 

Haluk Bilginer bu gidişle Oscar alır ve biz de tarihe avelliğimizle geçeriz. :) Burak ile kısa film çektiğimiz yıllarda, nedendir bilinmez, gönderdiğimiz kısa film senaryosunu Haluk Abi’nin beğenmesiyle başladı her şey, devamı için Bkz. Evrak Kürek: Sektörden Arkadaşlara Giriş 101 / syf 34-44 :)

Daha önce kendi çocukluk ve lise yıllarınızdan yola çıkarak yazdığınız Mahalleden Arkadaşlar ve Liseden Arkadaşlar kitaplarından sonra sektöre giriş anıları Evrak Kürek, sırada ne var? Sektörden Arkadaşlar mı?

Gerçek Sektörden Arkadaşları, kısmetse görürsem emekliliğimde yazmaya karar verdim. Kitabın konusu malum, sektörde yaşadıklarım. Sürekli de birbirinden ilginç şeyin içinde buluyorum kendimi, yani ben şu an o kitabı okuyorum. Hele bir o bölüm bitsin.

Yeni dizi/ film projesi var mı? Dijitalde mi izleme şansımız olacak?

Var evet. Dijital dışında, ulusal kanallarda yayınlanabilecek bir dizi değil. Umarım en kısa zamanda izleriz, artık sabırsızlanıyorum. İlk sezonun senaryosunu sonunda bitirebildim. Pandeminin nadir faydalarından biridir, önceki hiçbir işimde senaryoya bu kadar zaman ayıramamıştım. Kendimce krizi fırsata çevirdim. Dizinin ismi Sektörden Arkadaşlar ve bu kez bir komedi yazarının peşindeyiz ve neler yaşıyor neler. 

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.