Şifanur Gül: Kaybolursam küçük Şifa’ya bakarım

MAGAZİN 01.03.2026, 09:09 01.03.2026, 09:14
Şifanur Gül: Kaybolursam küçük Şifa’ya bakarım

Başarılı oyuncu Şifanur Gül, son dönemde “Sumud” dizisindeki performansıyla dikkat çekerken, sahnede büyük ilgi gören “Araf” müzikaliyle de adından söz ettirdi. Dramdan sahneye uzanan bu çok yönlü kariyer yolculuğunu, içsel arayışını ve hayatındaki yeni dönemini MAG okurlarıyla paylaştı.

Ankara’nın disiplinli yapısında yetiştiğini söyleyen oyuncu, bugün geldiği noktayı yalnızca bir başarı hikâyesi olarak değil; sürekli devam eden bir iç yolculuk olarak tanımlıyor.

Farklı dönemlerden, farklı mücadelelerden kadın karakterlere hayat veren Gül, kadın kimliğini güçlü bir yerden konumlandırıyor: “Kadın olmak, tek başına benim için bir güç demek zaten.”

Bugüne kadar canlandırdığı karakterlerin her birinin güçlü olduğunu vurgulayan oyuncu, bu rollerin kendisini dönüştürmekten çok enerjisini değiştirdiğini ifade ediyor. “Sumud” dizisindeki Melisa karakterinin ise yalnızca kadınlara değil, insanlığa “görmeyi, duymayı, hissetmeyi” hatırlatan bir hikâye sunduğunu belirtiyor. Ona göre güç; yalnızca ayakta kalmak değil, bulunduğu alanı dönüştürebilmek.

Öte yandan oyuncu, komedi türündeki ilk deneyimi olan “Mor Işıklar” projesiyle de farklı bir alana adım atıyor. Set sürecinin kendisi için son derece keyifli geçtiğini belirten Gül, bu projeyi kariyerinde özel bir yere koyuyor. Konusuna dair detay vermek için henüz erken olduğunu ifade eden oyuncu, “çok güleceğimizi ve büyük bir heyecanla beklediğimi söyleyebilirim” sözleriyle merakı artırıyor.

Oyunculuk yolculuğunda sahnenin yeri ise bambaşka. “Araf” müzikaliyle yeniden seyirci karşısına çıkan Gül, sahneye duyduğu tutkuyu şu sözlerle anlatıyor: “Sahne en büyük hayalimdi ve öyle bir hayal ki gerçekleştiğinde bile hayal olarak kalabiliyor.”

Seyirciyle göz göze olmanın, aynı havayı solumanın kamera önünden çok daha farklı bir heyecan yarattığını söylüyor. Tiyatro onun için yalnızca bir performans alanı değil; başlangıç noktası, kök.

Yoğun kariyer temposuna rağmen hayatındaki dengeyi nasıl kurduğu sorulduğunda ise cevabı net: “Özel hayatım benim önem listemde bir numaram. Orayı her zaman öncelik eder, sağlam tutarım; çünkü başlama ve devam edebilme gücümü oradan alıyorum. Tüm dengemi orada sağlıyorum.”

Set günlerinde enerjisini doğru yerde tutabilmek için ise kendine ait küçük ama vazgeçilmez ritüelleri var. Sabahları yarım saat yalnız kalmak, kahve içmek ve kısa bir yürüyüş yapmak onun için yalnızca bir rutin değil; zihinsel bir hazırlık süreci.

“Ancak bunları yapabildiğimde enerjim doğru yerde oluyor ve kolay odaklanıyorum.”

Kameranın sürekli üzerinde olmasının insanın kendini algılama biçimini değiştirebildiğini kabul eden Şifanur Gül, son dönemde kendine daha az dışarıdan bakmayı seçtiğini söylüyor. Aşırı farkındalığın yorucu olabildiğini ifade eden oyuncu, bu süreci Oscar Wilde’ın şu sözleriyle özetliyor:

“Bilmek her şeyin sonu olur, çekici olan bilmemektir; sis her şeye harika bir güzellik katar.”

“Biraz bilmemek, biraz kendimle arama mesafe koymak, daha az farkındalık bana iyi geldi.”

Hayatındaki en büyük ilham kaynağının ise çocukluğu olduğunu söylüyor: “İlhamımı hep kendimden, çocukluğumdan alıyor oldum. Kayboluyor olursam dönüp küçük Şifa’ya bakıyorum.”

Kendi hayatını bir metaforla anlatması istendiğinde verdiği tek kelimelik yanıt ise aslında tüm süreci özetliyor: “Havaalanı.”

Sürekli hareket, merak, geçiş ve yeni başlangıçlar…

Şifanur Gül için hayat, bitmeyen bir yolculuk.

Yorumlar (0)