21.02.2026, 23:22

Bir Peluşa Sarılmak: Punch ve Temasın Hafızası

Makak Punch videosunu izlerken çoğumuzun içi burkuldu. Orada yalnızca bir hayvanın zorbalanmasının görüntüsünü görmedik; bir yere tutunma, bağlanma ihtiyacını gördük.
Sarılacak bir beden, güvenilecek bir sıcaklık arayışını…

İnsan beyni duygusal ilgi ve temas olmadan sağlıklı gelişemez. Bebek, dünyaya yalnızca beslenme ihtiyacıyla gelmez; birine bağlanma dürtüsüyle gelir. Bunu en çarpıcı biçimde gösteren isimlerden biri Harry Harlow’du.

Ten teması; kalp atışını, stres hormonlarını ve hatta beyin gelişimini etkiler. Bu yüzden erken dönemde kurulan temas, yalnızca duygusal değil nörobiyolojik bir ihtiyaçtır. Burada Punch stres anında güvenli bir figüre yöneldi. Annenin yerini tutabilecek bir nesne geçici olarak düzenleyici rol üstlenebilir. Onun geçiş nesnesi de kucağındaki peluşuydu.

SÜT MÜ, SICAKLIK MI?

Harlow’un deneyinde yavru maymunların önüne iki sahte anne konur: Biri telden yapılmış, soğuk ama süt veriyor. Diğeri yumuşak kumaşla kaplı, sıcak ama süt vermiyor. Yavrular süt için tel anneye gider. Ama hemen geri dönüp yumuşak olana sarılır. Korkutucu bir uyaran verildiğinde ise hiç tereddüt etmeden yumuşak kumaşla kaplı olana
koşarlar. Yani bağlanmanın merkezinde besin değil, güven vardır.

Tüm canlılar tehdit anında güvenli olana yönelirler, burada Punch‘ın yumuşak oyuncağıyla kurduğu temas kendini regüle etme biçimidir. Yani mesele sadece hayatta kalmak değil; hayatta kalırken dağılmamaktır.

BAĞLANMA KURALAMADIĞINDA...

Bağlanma teorisinin acı karşılıklarından biri 1966 sonrası Romanya’da görüldü. Nüfusu artırma politikaları sonrası binlerce çocuk devlet yetimhanelerinde büyüdü. Fiziksel ihtiyaçlar asgari düzeyde karşılanıyordu. Ama temas yoktu. Ağlayan bebekleri kucaklarına almıyorlardı. Bir süre sonra çocuklar ağlamamayı öğrendi. Ardından bu çocukların mental rahatsızlıkları ve ölümler oldu. Yetimhanedeki çocuklarda sık görülen “ayrımsız yakınlık” yani tanımadıkları yetişkinlere bile aynı mesafesiz sıcaklığı göstermeleri, aslında güvenli bağ kuramamış olmanın işaretiydi. Çünkü güvenli bağlanma olduğunda sinir sistemi regüledir. “Benim güvendiğim bir kişim var” der. Güvenli bağlanamama durumu ise “Kim olursa olsun yeter ki biri olsun.” ister.


PUNCH'IN HATIRLATTIĞI ŞEY

Punch’ın görüntülerinde bizi yakalayan yer güvenli temas arayışı. Hayatta kalmak için besin gerekir. Ama ruhun gelişmesi için birine yaslanmak gerekir. Bağlanma, en temel ihtiyaçtır. Güvenlik üssümüzün olduğunu bilmenin rahatlığı ve bizdeki hissettirdiklerinin hayatımıza yansımaları en büyük kıymettedir. Canlı canlıya şifadır. Allport’un sosyal temas kuramı, insanın yalnızca düşünen bir varlık olmadığını temas eden bir varlık olduğunu söyler. Dokunmak, görülmek, karşılıklı etkileşimde bulunmak… Bunlar psikolojimizin temel düzenleyicileridir. Bağlanma bireysel güvenliğimizi sağlar. Sosyal temas ise toplumsal barışı mümkün kılar. İster bebek-anne ilişkisi olsun, ister iki toplumsal grup arası mesafe arttıkça tehdit algısı artar. Temas arttıkça anlayış gelişir. Ancak burada kritik bir detay var: Temasın güvenli, karşılıklı ve eşit koşullarda gerçekleşmesi gerekir. Zoraki temas ya da hiyerarşik temas aynı etkiyi üretmez. Belki de Punch’ın hikâyesinde gördüğümüz gerilim tam olarak buydu; temas vardı ama zorbalayıcıydı, eşitlik yoktu. O yüzden savunmaya geçti ve ikame annesine sarıldı.

Yorumlar (0)