2026 yılına yaklaşırken spiritüel danışman Aslı Güder, insanlığın yalnızca bir yılı değil, alışılmış bir düzeni geride bıraktığını MAG okurlarıyla paylaştı. Güder’e göre dünya, sessizce kapanan bir devrin ardından, henüz adı konulamamış yeni bir çağın eşiğinde bulunuyor.
Bazı yılların yaşanmadan önce kendini hissettirdiğini vurgulayan Güder, 2026’nın tam da böyle bir yıl olduğunu belirtiyor. Dünyanın her zamankinden daha gürültülü, zihinlerin ise daha yorgun olduğuna dikkat çeken Güder, bu dönemin yüksek sesle konuşanların değil; neyi, ne zaman ve nasıl söyleyeceğini bilenlerin zamanı olduğunu söylüyor.
Aslı Güder, insanlığa emanet edilen ilk unsurun “dil” olduğunu hatırlatarak, sözün kaderle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade ediyor. Bu süreçte kaderin artık söylenenlerden çok, susturulanlardan ve saklananlardan akacağını vurgulayan Güder, gerçek huzurun tutulmuş bir sessizlikten geçtiğini dile getiriyor.
2026’ya girerken ruhsal bir uyanış ve büyük bir yüzleşme dönemine girildiğini belirten Güder, bu süreci “hasat zamanı” olarak tanımlıyor. 2026 haziranına kadar herkesin geçmişte biriktirdikleriyle karşılaşacağını, ertelenen kararların ve yarım kalan hesapların tek tek kapanacağını ifade ediyor. Güder’e göre bu dönemde herkes ektiğini biçecek.
Toprağın ve üretimin maddi değerlerin önüne geçeceğini belirten Güder, kağıt paranın değer kaybederken üzerinde üretim yapılabilen toprağın ve gayrimenkulün çok daha kıymetli hâle geleceğini söylüyor. Yeni dönemde güvenmenin en büyük lüks olacağını vurgulayan Güder, ayakta kalmanın yolunun ayrışmak değil, köprüler kurmak olduğuna dikkat çekiyor.
Küresel ölçekte dünyanın hassas bir satranç tahtasına dönüştüğünü ifade eden Güder, büyük güçler arasında gerilimin arttığı, küçük kıvılcımların büyük krizlere yol açabileceği bir sürece girildiğini belirtiyor. Teknoloji alanında ise yapay zekânın yalnızca bilgi üretmekle kalmayıp yönlendirici bir güce dönüşeceğini, mahremiyetin giderek daha kırılgan hâle geleceğini söylüyor.
Sağlık ve doğa başlığında, yalnızca bedensel değil; zihinsel ve ruhsal sorunların da artış göstereceğini dile getiren Güder, doğanın insanlığa karşı bir tepki geliştirdiğini ve doğal kaynakların ciddi risk altında olduğunu ifade ediyor.
2026’yı “kırmızının ve ateşin yılı” olarak tanımlayan Aslı Güder, bu dönemin sarsıcı ama dönüştürücü olduğunu vurguluyor. Güder’e göre insanlık, karanlıktan geçerek kendi hakikatine uyanacak; bu yeni çağda yol gösterici olan ise sessizlik, vicdan ve içsel denge olacak.