Sevmek ve Taşıyabilmek Aşk Neden Her Zaman Bir İlişkiye Dönüşmez?
Aşk Nerede Bitiyor, İlişki Nerede Başlıyor?
Aşk çoğu zaman yanlış yerden tartışılıyor. Yoğunluk, tutku, vazgeçememe ve bağlılık üzerinden…
Oysa bugün tıkanan birçok duygusal ilişkinin temel sorunu, duygunun eksikliği değil; kararın yokluğu.
Çünkü aşk bir duygudur.
İlişki ise bir eylem alanıdır.
Bu iki kavram sık sık birbirine karıştırılır. Ve bu karışıklık, ilişkileri romantik olduğu kadar kırılgan da kılar.

Sevmek Hayat Kurmak Anlamına Gelir mi?
Birini çok sevmek, onunla hayat kurmak anlamına gelmez. Sevgi bir başlangıçtır;
ama ilişki, hayatı birlikte yeniden düzenleme cesareti ister.
İlişkiler, sevgiyle değil; hayata dahil edilme biçimiyle güçlenir.
Birlikte görünmek, birlikte plan yapmak, geleceğe birlikte yazılmak…
Bunlar yoksa aşk bir süre sonra askıda kalır.
Askıda kalan ilişkiler bitmez; ama ilerlemez.
Ve ilerlemeyen her ilişki, taraflardan birini zamanla yorar.

Taşıma Kapasitesi: En Az Konuşulan Gerçek
Bu noktada karşımıza çıkan en temel meselelerden biri, taşıma kapasitesidir.
Bir insan sevebilir, bağlanabilir, vazgeçemeyebilir.
Ama aynı anda hayatını yeniden düzenleyemeyebilir.
Konfor alanından çıkmak istemeyebilir.
Alışkanlıklarını, düzenini, statüsünü riske atamayabilir.
Bu durumda ilişki durur.
Ve duran her ilişki, taraflardan birinin omzuna daha fazla yük bindirir.
Çünkü biri severken, diğeri taşıyamıyordur.

Karşı Tarafın Sorumluluğu: Sevileni Taşıyamamak
İlişkilerde sorumluluk yalnızca ilişkiyi ilerletmeyende değildir.
İlişkinin askıda kalmasında, bekleyen tarafın da payı vardır.
Sevilmeyi kabul edip, gönülde kalmaya razı olmak;
hayata geçmeyen bir bağa tutunmak, zamanla ağır bir yük yaratır.
Burada mesele yalnızca sevilmemek değil;
sevilmenin bir hayat vaadine dönüşmesini beklemektir.
Taşıyamadığı bir ilişkide kalmayı seçmek,
kişinin kendi hayatını da askıya almasına neden olur.
Bu noktada ilişki iki taraf için de ilerleyemez hale gelir:
Biri hayatına dahil edemez,
diğeri de belirsizliği taşıyamaz.

Sevilmek Neden Güvende Hissettirmez?
İlişkilerde sık yapılan temel yanılgılardan biri, sevilmenin otomatik olarak güvende olmak sanılmasıdır.
Oysa bir ilişkiyi güvenli kılan şey sevgi değil; seçilmektir.
Yanında durulmak, hayata dahil edilmek, geleceğe yazılmak…
Bunlar yoksa sevgi zamanla sorguya dönüşür.
“Beni seviyor ama neden benimle ilerlemiyor?” sorusu, ilişkinin merkezine yerleşir.
Destek mi Kontrol mü? İlişkinin Daraldığı Yer
İlişki ilerlemediğinde, destek ile kontrol arasındaki çizgi bulanıklaşır.
İlişki büyüyemediği için, korunmaya çalışılır.
Bu koruma çoğu zaman fark edilmeden sınırlamaya dönüşür.
Hayaller ertelenir, alan daralır, ilişki genişlemez.
Bu durum her zaman kötü niyetle oluşmaz.
Ama sonuç değişmez: İlişki büyümez, daralır.

Güncel Bir Örnek Olarak Masumiyet Müzesi
Bu ilişki dinamiğini edebiyatta ve ekranda da sıkça görmek mümkündür.
Yakın zamanda Masumiyet Müzesi romanının dizi uyarlamasının izleyiciyle buluşması,
bu tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.
Dizi uyarlaması da tıpkı roman gibi, çoğu zaman bireysel psikoloji üzerinden okunsa da
asıl mesele çok daha yapısaldır:
Duygu vardır, bağ vardır; ama ilişki hiçbir zaman bir hayata dönüşmez.
Bu yüzden hikâye aşkın yoğunluğuyla değil;
ilerleyememenin yarattığı yorgunlukla hatırlanır.
Bugünün İlişkilerine Kalan Soru
Bugün pek çok ilişki şu cümlede düğümleniyor:
“Her şey var ama olmuyor.”
Oysa her şey yoktur.
Duygu vardır, ama karar yoktur.
İlişkiler, duygudan fazlasını ister.
Karar ister.
Cesaret ister.
Hayatı birlikte yeniden kurma iradesi ister.
Ve belki de meselenin özü şudur:
Aşk bir duygu olabilir.
Ama ilişki, her zaman bilinçli bir seçimdir.
İlişkilerde yaşanan her tıkanıklığı bireysel patolojiyle açıklamak kolaydır.
Ama her ilerlemeyen ilişki “hastalıklı” değildir.
Bazen mesele çok daha nettir:
İlişki sevilmiştir, ama hiç seçilmemiştir.