23.01.2022, 00:00

Başlasın sömestir tatili!

Tahminler tutarsa 15 günlük ara tatilde çocuklar kara doyacak. Trafik zahmetli olacak ama öğrenciler kafalarını boşaltıp biraz nefes alacaklar. Kış tatiline gidemeyen pek çok aile ve çocukların ayağına gelen kar fırsatı için azıcık zorluğa katlanmaya değer. Peki kar yağınca neden bu kadar mutlu oluyoruz, camlarda yolunu gözlüyoruz?

Çünkü “İnsan nadir olan bir şeyi görünce, algıda bir değişim oluşuyor. Bu değişim adrenalini artırıyor ve mutluluk hormonu salgılanmasına sebep oluyor. Ayrıca kar yağışı bir hareket de getiriyor. Hareket olduğu zaman insanlar daha mutlu oluyor." diyor, araştırmacılar. Her gün alışık olunan çevrenin, kar yağışı ile birlikte bambaşka bir çehreye bürünmesi, bunun da insana mutluluk getirdiği bilinen bir gerçek. O zaman bize de doyasıya tadını çıkartmak kalıyor.

Kar ve kıştan bahsedince aklıma Oscar Wilde'ın çok sevdiğim Bencil Dev hikayesi gelir. Günün anlam ve önemine denk düştüğü içinde paylaşmak istedim.

Çocuklar her akşam okuldan çıktıktan sonra gidip yıllardır boş duran Dev'in bahçesinde oynarlardı. Yemyeşil, yumuşacık otlarla kaplı, geniş, güzel bir bahçeydi. Ötede beride iri güzel çiçekler çayırın üzerinden yıldızlar gibi bakardı.
İlkbaharda pembeli incili çiçekler açıp, güzel bol bol meyve veren on iki de şeftali ağacı vardı. Kuşlar ağaçlara dizilir, tatlı tatlı öyle öterlerdi ki çocuklar dinlemek için oyunlarını bırakırlardı. Birbirlerine, "Burada ne kadar eğleniyoruz!" diye bağrışırlardı.

7 yıldır evinden uzakta olan Dev bir gün dönüverdi. Gelir gelmez de çocukların bahçede oynadıklarını gördü. Sinir içinde onları korkutup bahçesinden kovaladı. Bir daha girmesinler diye de bahçenin çevresine koskoca bir duvar ördü. Üzerine de bir duyuru tahtası astı. "Duvarı aşanlar cezalandırılacaklardır."

Artık zavallı çocukların oynayacak yerleri yoktu. Derken ilkbahar geldi, bütün kırlar küçük küçük kuşlarla doldu. Yalnızca Bencil Dev'in bahçesinde mevsim hala kıştı. Çocuklar yok diye kuşlar orada ötmek istemedi. Ağaçlar çiçek açmayı unuttu. Kar, çayırları bembeyaz örttü; Don da, bütün ağaçları buzla kapladı. Bencil Dev ise penceresinde oturup bembeyaz, soğuk bahçesine bakarken, ilkbaharı boşuna bekledi. Ne ilkbahar geldi ne de yaz. Güz her bahçeye altın meyveler verdi, ama Dev'in bahçesine hiçbir şey vermedi, "Artık bahçe sadece kıştı.

Bir sabah Dev yatakta uyanık yatarken güzel bir ezgi duydu. Kulaklarına öylesine tatlı geliyordu ki, müzisyenler geçiyor sandı. Bu, penceresinin dışında öten küçük bir kuştu. Bahçesinde kuş sesi duymayalı öyle uzun bir zaman olmuştu ki, bu ses ona dünyanın en güzel müziği gibi geldi. Dev, "Sonunda sanırım ilkbahar geldi" diye yatağından atlayıp dışarı baktı. Ne görsün?
Muhteşem bir manzara. Duvarın küçük bir deliğinden çocuklar içeri girivermişler, ağaçların dallarında oturuyorlardı.
Görebildiği her ağaçta küçücük bir çocuk vardı. Ağaçlar da çocukların geri gelmesiyle öyle mutlu olmuşlardı ki baştan başa çiçeklere bürünmüş, çocukların başları üzerinde kollarını sallıyorlardı. Kuşlar uçuşa uçuşa neşe içinde cıvıldıyor, yemyeşil çayırların içinden de kır çiçekleri başlarını çıkarmış, gülüyorlardı. Yalnızca bir köşe hala kıştı. Orası bahçenin en uzak köşesiydi, tam orada bir çocuk duruyordu. Öyle küçücüktü ki ağacın dallarına yetişemiyor, çevresinde dönüp dolaşıyor, acı acı ağlıyordu.

Dev dışarıya bakarken yüreği için için eridi."Nasıl da bencilmişim!" dedi, "Niçin ilkbaharın bahçeme gelmek istemediğini şimdi anlıyorum. Şu zavallı yavrucuğu ağacın üstüne çıkarayım; sonra da duvarı yıkarım, bahçem artık sonsuza dek çocukların oyun yeri olur."
Yaptıklarına iyice pişman olmuştu. Usul usul merdivenden aşağı inip bahçeye çıktı. Ama çocuklar onu görünce öyle korktular ki hep kaçıştılar. Ve bahçeye kış geri döndü. Yalnızca o küçük çocuğun gözleri yaşla öyle dolmuştu ki Dev'in geldiğini göremediği için kaçmadı. Dev de arkasından gizlice yaklaşıp yavaşça ellerinin arasına aldı ve ağacın üstüne koyuverdi. Ağaç hemen çiçekler açtı, kuşlar gelip üzerinde öttü. Çocuk iki kolunu Dev'in boynuna sarıp onu öptü.
Öteki çocuklar da artık Dev'in eskisi gibi kötü olmadığını görünce koşa koşa geri döndüler, onlarla birlikte ilkbahar da geldi. Dev, "Artık burası sizin bahçeniz, küçük yavrular," dedi ve koca bir balyoz alıp duvarı yıktı.


Her akşam okul kapanınca, çocuklar gelip Dev'le oynuyorlardı. Yıllar geçti, Dev pek yaşlandı, güçten düştü. Artık koşup oynayamıyor, kocaman bir koltukta oturup çocukların oyununa bakıyor, bahçesiyle övünüyor, "Bir çok güzel çiçeğim var," diyordu, "ama bütün çiçeklerin en güzeli çocuklar."

Çocuklar en güzel çiçektir. Bırakın tatilde derslerden, ödevlerden, covid'den uzaklaşsınlar. Siz de onlarla birlikte oynayın. Notlar da yükselir, karnelerde düzelir. Ruh sağlıkları hepsinden önemli. Karneler ve notlar neyin ölçüsü ki…Hayat başarıları yüksek olsun gerisi nasıl olsa gelir. Önce öğrencilere sonra da tüm velilere iyi tatiller diliyorum.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Telefonun başında çaresizce hangi oyuncuyu beklersin?
Telefonun başında çaresizce hangi oyuncuyu beklersin?