Herkesin güzel olmak için klinikleri aşındırdığı, onu da bulamazsa ekran filtrelerini kendisine gerçeklik yaptığı bir dönemde Star TV’nin Çirkin dizisi kadınların adeta iç sesleri gibi bağırıyor. Zira çoğu Meryem kadar güzel olsa da aynada ya da çektirdiği bir fotoğrafta kendisini çirkin hissediyor. O nedenle Çirkin önce adıyla özellikle kadın izleyicinin bilinçaltına çengel atıyor.

25 Film imzalı Çirkin dizisinin yapımcıları Fırat Parlak ve Koray Şahin. Yönetmen koltuğunda Burcu Alptekin ve Merve Çolak oturuyor. Senaryoda ise Özlem İnci Hekimoğlu ve Nil Güleç Ünsal imzası var. Ve belli ki ekip, “Seyirci bugün ne izler?” sorusundan çok “Seyirci bugün ne hisseder?” sorusunun peşine düşmüş. Çünkü Çirkin’in matematiği duygu üzerine kurulu.

Bazaart 670 D612 C 22 A1 4 F67 993 F 9719071527 B7

DERYA PINAR AK OYNAMIYOR, YAŞIYOR

Türk izleyicisinin yıllardır vazgeçemediği bir damar vardır: Saf ama yaralı kadın hikâyesi… Dışlanan, hor görülen, sevilmeyen ama içi tertemiz kalan kadın karakterler bu ülkede her zaman çalışır. Çirkin’in Meryem’i de tam bu yerden yürüyor. Üstelik Derya Pınar Ak’ın oynadığı Meryem karakteri seyirciyi içine çekiyor çünkü oyuncu karakteri “oynamıyor”, yaşıyor hissi veriyor. Özellikle sessiz kırılma anlarında çok doğal. Kamera yüzünde uzun kaldığında bile sahne düşmüyor. Bu çok önemli bir şeydir. Çünkü televizyon oyunculuğunda bazen büyük performans değil, sahicilik kazanır.

Bazaart 00 F90252 2 F63 4 D98 B B9 A 17 F D E D F743 C1

AMA… Dizinin en büyük problemi de burada başlıyor. Çirkin dizisi Meryem karakterinde saflıkla salaklık arasındaki dengeyi fazlasıyla kaçırıyor. Meryem bazen öyle kararlar veriyor ki, insan karaktere üzülmeyi bırakıp sinir olmaya başlıyor. Oysa iyi bir melodram seyircinin koruma içgüdüsünü çalıştırır. Eğer karakter fazla çaresiz ve fazla bilinçsiz olursa seyirci duygudan kopar. Üstelik bunu sağlam temellere dayandırmamak inandırıcılığı azaltır. Meryem İstanbul’a çok yakın bir yerde büyümüş bir karakter. Onu her şeye karşı bu kadar saf göstermek bana iyi niyetli gelmiyor. Ekrandaki kadın temsillerinde gördüğümüz bu şey saflıktan çok kasıtlı zeka eksiltmek başta reyting getirse de karakterin gerçekliğini baltalıyor. Ayrıca unutmamak lazım; Türk seyircisi saf kadının kısa sürede güçlenme hikayesini sever.

Bazaart 8 C914 F1 F F2 C3 4581 9532 31160 E1 A4 D18

GÖZLERİNLE İZLEMİYORSAN, KULAKLARINLA DİNLE!

Peki bu dizi neden izleniyor? Çünkü Çirkin bugünün televizyon izleme alışkanlığını çok iyi çözmüş bir iş. Artık kimse sadece televizyon izlemiyor. İnsanlar aynı anda telefona bakıyor, yemek yapıyor, sosyal medyada dolaşıyor. Dizide duyguların sürekli sesli anlatılmasının sebebi bu. İç sesler, uzun duygu cümleleri, altı çizilen hisler tesadüf değil. Dizi resmen seyirciye “Beni gözlerinde izlemiyorsan, kulaklarınla dinle” diyor.

Ve bu yöntem çalışıyor. Çünkü biri mutfakta kahve yaparken bile hikâyeyi kaçırmıyor. Eski televizyon dilinde yönetmen duyguyu gösterirdi. Yeni televizyon dilinde ise duygu anlatılıyor. Çirkin bu yeni dili çok bilinçli kullanıyor.

Dizinin Kadir’i Çağlar Ertuğrul zaten ekranda karizmasıyla alan kaplayan oyunculardan biri. Kadir’in sert görünen ama içinde yara taşıyan adam halini Çağlar Ertuğrul iyi taşıyor. Özellikle sessizlik oynayabilen bir oyuncu olduğu için karakterin karanlık tarafını hissettirebiliyor. Ancak senaryoda karakterin iç dünyası derinleşeceğine gizemli tutuluyor. Bu da bir noktadan sonra Kadir karakteri için tekrar hissi yaratıyor.

Gözde Kansu’nun olduğu sahnelerde melodram biraz daha gerçek hayata yaklaşıyor. Gözde Kansu’nun en önemli özelliği, karakterlerini “fazla oynamaması.” Televizyonda bu çok kıymetlidir. Bir sahneyi büyütmeye çalışmadan sahnenin içinde kalabiliyor. O yüzden ekran enerjisi güven veriyor.

Bazaart 3 F719613 B499 4 F7 D 9 A82 097 F E B514502

ÇİRKİN'İN EN BÜYÜK ŞANSI OYUNCU KADROSU

Baran Bölükbaşı’nı kamera seviyor, bu çok net. Ama bazen fazla kontrollü oynuyor. Biraz daha teslimiyet onu daha güçlü kılar. Dizinin genç izleyiciyle bağ kurmasında da önemli bir etkisi var.

Başak Gümülcinelioğlu Çatak ise enerjisiyle sahne yükselten oyunculardan. Ekrana girdiği anda ritim değişiyor. Melodramın temel kuralıdır: Kötüler ya da gri karakterler ne kadar güçlüyse hikâye o kadar akar.

Olgun Toker gerilimde çok başarılı. Çok küçük mimiklerle tehdit hissi yaratabiliyor. Çirkin’de de bunu yapıyor. Karakterin tam olarak ne düşündüğünü anlamıyorsunuz ama huzursuzluğu hissediyorsunuz.

Eylül Ersöz Kurak Günler’den beri sıkı takip ettiğim bir oyuncu. Burada hikayesi tam açılmadı ama zamanla paletindeki renkleri gösterecektir.

Dizide Nur Sürer ve Çetin Tekindor gibi iki dev oyuncu var. Onlar sadece bakarak bile hikâyelerini anlatıyor.

Ve Çirkin’in en büyük şansı bu güçlü oyuncu kadrosu olmuş.

Bazaart A1 A A126 B 8665 4 B F4 91 F4 B7 B4 E48 E F E5 F

TELEVİZYON MANTIĞIN DEĞİL, DUYGUNUN MECRASI...

Ezcümle; Çirkin karakter motivasyonlarına odaklanır, duygu tekrarlarını dengeler, Meryem karakterini iyi niyetli ve güçlü bir kişiye dönüştürür, Lale’yi saf kötüden gri bir alana kaydırırsa reyting kaybetmez. Aksi taktirde Çirkin zaten saflığın zirvesinde kalırken Kadir ona aşık olur. Lale de boş yere kötülük yapan birisine dönüşür. Son bölümde olduğu gibi… Bu da maalesef seyirciyi diziden uzaklaştırır.

Bugün televizyon artık mantığın değil, duygunun mecrası. Ve Çirkin seyircinin tam olarak hangi yarasına dokunacağını biliyor. Sadece bunu yaparken hızlı davranıyor ve sadece günü kurtarıyor.