Kahramanmaraş ve Siverek’te okullarda yaşanan kanlı saldırılar Türkiye’yi yasa boğarken, Yazar Uzman Klinik Psikolog Hatice Keltek, şiddetin ekrandan sokağa, sokaktan sınıflara sızışını analiz etti. Dizilerdeki mafya özentisi rollerin ve "silahın güç sembolü" olarak pazarlanmasının çocuk zihnindeki tahribatına dikkat çeken Keltek, toplum sağlığı için acil "Ekran Diyeti" ve şiddet içerikli oyunlara erişim engeli çağrısında bulundu.

Kahramanmaraş’ta bir ortaokul öğrencisinin babasının silahıyla gerçekleştirdiği ve birçok kişinin ölümüyle sonuçlanan katliam ile Siverek’te yaşanan okul baskını, Türkiye’de "ekran şiddeti" ve "silahlanma" tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Yazar Uzman Klinik Psikolog Hatice Keltek, Sinema ve Ekran Psikolojisi perspektifinden yaptığı değerlendirmede, yaşanan trajedilerin birer sonuç olduğunu, asıl kaynağın ise her akşam evlerin içine sızan şiddetin normalleştirilmesi olduğunu vurguladı.

Whatsapp Image 2026 04 16 At 10.42.56

"Kurgu Karakterler Gerçek Namlulara Dönüşüyor"
Hatice Keltek, televizyon dizilerinde hukuku hiçe sayan, adaleti kendi silahıyla sağlayan "mafya" karakterlerinin çocuk ve gençlerin özdeşim kurma süreçlerini zehirlediğini ifade etti. Keltek, sosyal öğrenme kuramlarına atıfta bulunarak; ekranda görülen her silahın, her şiddet eyleminin genç zihinlerde bir "çatışma çözme yöntemi" olarak kodlandığını belirtti. Özellikle emniyet mensubu çocuklarının babalarının silahlarına bu kadar kolay erişebilmesini, evdeki otorite figürü ile ekrandaki "güçlü erkek" figürünün tehlikeli bir birleşimi olarak niteledi.

Ayna Nöronlar ve Şiddetin Normalleşmesi
Sürekli şiddet içerikli görsellere maruz kalmanın beyindeki duygusal tepki merkezlerini duyarsızlaştırdığını ve şiddeti normalleştirdiğini belirten Yazar Uzman Klinik Psikolog Hatice Keltek, şunları kaydetti:
"Ayna nöronlar sayesinde insan, izlediği eylemi zihninde prova eder. Eğer her akşam prime-time kuşağında elinde silahla dolaşan, kurşun sıktıkça itibar kazanan karakterleri 'kahraman' olarak sunarsanız; bir gün o namluların okullara dönmesine şaşırmamalısınız."

Whatsapp Image 2026 04 16 At 10.42.56 (1)

Ekran Diyeti Bir Tercih Değil, Zorunluluktur
Keltek, yaşanan olayların ardından ailelere ve yetkililere seslenerek acil bir "Ekran Diyeti" uygulanması gerektiğini savundu. Keltek’e göre, ekran süresinin sadece kısıtlanması yetmez; içeriğin de "estetik ve insani" değerler üzerinden filtrelenmesi hayati önem taşımaktadır. Özellikle çocukların ve ergenlerin, şiddeti romantize eden yapımlardan tamamen uzak tutulması gerektiğini belirten Keltek, dizilerdeki mafya hiyerarşisinin gençlere "statü" gibi pazarlanmasının engellenmesi gerektiğini vurguladı.

Hatice Keltek’ten 4 Adımlık Acil Eylem Planı:
İçerik Arındırması: Dizilerde silahın bir güç göstergesi olarak kullanıldığı sahnelerin etik kurallar çerçevesinde denetlenmesi ve "mafya özentisi" rollerin toplumsal maliyetinin hesaplanması.

Özdeşim Analizi: Ailelerin, çocuklarının hangi dijital karakterlerle özdeşim kurduğunu takip etmesi ve "güç" kavramının silahla değil, bilgi ve empatiyle eşleştiği bir ev ortamı yaratması.

Hukuk Okuryazarlığı: Ekranlarda sunulan "kendi adaletini yaratma" illüzyonuna karşı, okullarda ve medyada hukuk devletinin önemi üzerine bilinçlendirme çalışmaları yapılması.

Otoritenin yeniden inşası
Otoritenin öğretilmesi sınırların doğru şekilde yapılandırılması ile oluşabilir. Çocuğun karakter gelişimi için sağlıklı sınırlar ve otorite kurmak tutarlı bir iç dünyası gelişimini de sağlayacaktır.

Ölümler Sessizce Toprağa Veriliyor Ama Şiddet Ekranlarda Yaşamaya Devam Ediyor"
Siverek’teki saldırganın sessizce toprağa verilmesine ve ailelerin devlet korumasına alınmasına değinen Keltek, trajedinin sadece fiziksel değil, sosyolojik olarak da derin yaralar açtığını belirtti. Yazar Uzman Klinik Psikolog Hatice Keltek: "Biz o çocukları sessizce toprağa veriyoruz ama onları bu sona hazırlayan ekranlardaki gürültülü silah seslerini susturmadığımız sürece, hiçbir okul bahçesi güvenli olmayacaktır." dedi.