63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali cumartesi akşamı görkemli bir ödül töreniyle sona erdi. Bu yıl gazetecilerin açılışa ve kapanışa davetli olmadığı bir yıldı. Ama ulusal ve uluslararası seçkideki tüm filmleri izlediğimiz bir programla Antalya’daydık. Ben ekonomik kriz nedeniyle alınan bu basın mensuplarını az konaklatalım tedbirlerini doğru bulmasam da çoğunlukla “Oya, bu ortamda en azından şehirde festival yapılıyor” diye kendimi teselli ederken buluyorum. Malum Ayvalık Film Festivali, Adana Altın Koza Film Festivali de ekonomik gerekçelerle bu yıl basını az konaklatalım tedbirini aldı. Ankara Film Festivali çoğu basın mensubuna ekonomik gerekçelerle akreditasyon ve konaklama veremeyeceğini söyledi bile. Böyle bir ortamda Antalya Altın Portakal Film Festivali en azından ulusal uzun metraj yarışma kategorisinde 12 filmi de izleyeceğimiz bir program sundu bize…

Bazaart 2026 11 02 234024

FİLMLER YOLUNU KAYBETMİŞTİ

Bu yıl ulusal uzun ve kısa metraj yarışma filmlerinin tamamını izledim. Bu yıl ünlüsü bol bir festival yaşadık. Türk televizyonları Antalya’ya akın etti adeta… Antalya halkı da gerçekten filmlerde, dizilerde tanıdığı ünlüleri festivalde görmeyi seviyor. O nedenle festival komitesi Çakallarla Dans 8 ve Son Yemek filmlerinin ilk galalarını Antalya’da yaparak Antalya halkını mutlu etti. Bu yıl ulusal yarışma kategorisinde jüri başkanı yönetmen Derviş Zaim’di. Jüri üyeleri; oyuncular Meryem Uzerli, Fatih Artman, kurgu editörü Aylin Zoi Tinel, öğretim üyesi ve yönetmen Doç. Dr. Elif Demoğlu, sanat yönetmeni Sırma Bradley ve müzisyen Gökhan Kırdar’dı. Ve sonuçlara baktığımda son yıllarda gördüğüm en hakkaniyetli kararları veren jüri olduğunu söyleyebilirim. Ama jürinin de, izleyicinin de işi zordu. Çünkü filmlerin çoğu asıl anlatmak istediğini, derdini farklı yollardan anlatmaya çalışırken yolunu kaybetmişti. Gazeteci arkadaşımız Hilal Solmaz’ın da bir yazısında değindiği gibi kamu destekli filmlerde sebep sonuç ilişkileri yoktu. Yani fakirlik vardı ama onu yaratan koşullar hiç anlatılmıyordu.

Bazaart 2026 11 02 234731

TAŞ VE TÜY PARLAYAN YILDIZDI

Festivalin parlayan yıldızı Taş ve Tüy’dü. 6 ödül almasına da çok sevindim. Çünkü bu seçkide fazlasıyla hakkıydı. Filmi ilk gün izlememize rağmen 6 gün sonra aklımızda hala filmin bize sorduğu soru vardı. Başka hiçbir filmde bunu hissetmedik. Ragıp Türk’ün yönettiği filmde hiç ünlü yoktu. Ve Melda Tuzlacı Nazire karakteriyle nefis bir performans sergilemişti.

I M G 5099

'ARTAKALAN'A UZAKTAN BAKABİLDİK

Festivalin iddialı üç filmi vardı; Artakalan, Cinlerin Düğünü ve Hakikatin Ölümü…. Yeşim Ustaoğlu bayıldığım bir yönetmen. Artakalan filmindeki sinematografisi, meselesi, sanat yönetimi, Öykü Karayel’İn canlandırdığı Elif karakterinin yolculuğu muazzamdı. Bu hikaye fazla kişisel bir seçimdi. Ustaoğlu sanki Elif’ti ve onunla aramıza mesafe koymuştu. İzin verdiği kadarına uzaktan bize artakalana bakabildik.

I M G 5162

CİNLERİN DÜĞÜNÜ ÖZÜNÜ KAYBETMİŞ

Ferit Karahan’ın Cinlerin Düğünü filmi televizyonun popüler isimlerini oynattığı günden beri merak konusuydu. Açılışını da Toronto Film Festivali’nde yapınca benim merakla beklediğim filmler arasına adını yazdırdı. Üstelik Ferit Karahan Okul Tıraşı’yla hikayesini başrole taşıyabilen bir yönetmen olduğunu kanıtlamış biriydi. Ben izlemeden bile en iyi film adayımdı. Fakat izleyince gördüm ki; Cinlerin Düğünü hikayesi yerine filmine her taraftan çıkan bir ünlü yerleştirerek derdini anlatmaya çalışmış. Ancak şöhretin ışığından özünü, derdini kaybetmiş. Cinlerin Düğünü’nde pırıl pırıl parlayan şey ise Kaan Yıldırım oyunculuğuydu. Karakteri üstüne giymiş ve Halit olmuştu Kaan…

Bazaart 2026 11 02 225619

HAKİKATİN ÖLÜMÜ TİYATRO OYUNU HİSSİ YARATTI

Hüseyin Karabey’in Hakikatin Ölümü filmi iki eski arkadaşın geçmişle hesaplaşmasını taşımış beyaz perdeye… Bir evde gün atlamasıyla geçen film akıcıydı, derdini de anlattı ama bir tiyatro oyununu sinemada izliyormuş hissi yarattı. Mert Fırat ve Mehmet Günsür en iyi erkek oyuncu ödülünü aldılar, haklarıydı.

I M G 5166
BEKLE BİZİ BRÜKSEL AĞLANACAK HALİMİZE GÜLDÜRDÜ

Festivalde son gün izlediğimiz Necmi Sancak’ın yönetmenliğini üstlendiği Bekle Bizi Brüksel; üç farklı mekanda geçen ve bizi seçim sonuçlarının açıklandığı gün bir uçak kaçırma eyleminin içine atan bir filmdi. Kara mizah türüyle festivalin farklısıydı ama hiç ödül alamadı. Ben filmde güldüm ağlanacak halimize… Bulduğunuz yerde izleyin.

I M G 5173

PORKATAL FAVORİMDİ

Kısa filmlerse daha cesurdu. En İyi Film Ödülü’nü alan Soner Alan’ın yönettiği Kısa Akıl, Jüri Özel Ödülü alan Melis Balcı’nın yönettiği Anaokulu ve Kısa Film Derneği tarafından verilen En İyi Film Ödülü’nü alan Sis Gürdal’ın yönettiği Porkatal filmleri benim de favorimdi. Porkatal benim ilk sıramdaydı. Çünkü adam suratlı bir çocuğun hapishanedeki annesine kavuşmak için çabasını bize yüzümüzde bir tebessüm bırakarak anlatmayı başardı. Sis’le tanışıp sohbet etme şansım oldu. Hayata ve sinemaya bakışını dinledikten sonra uzun metrajını da merak etmeye başladım.

Bazaart 2026 11 02 234719

TÜRK SİNEMASININ GİDİŞATI ÜRKÜTTÜ

Bir Antalya Altın Portakal Film Festivali daha sona erdi. Türkiye’nin en köklü festivali Altın Portakal, o nedenle kaosu da bol. Ben bu yıl festivalde “Fakir insanların hayatlarını izlemeyi sevmiyorum” diyen kişilerle de tanıştım, “Her yerde ünlü olsun istiyorum” diyenlerle de… Şoke olduğum çok an vardı. Ama yine güldük, eğlendik, yağmurda ıslandık, yeni yönetmenler keşfettik, farklı insanlarla tanıştık, söylendik. En çok da söylendik. Çünkü Türk sinemasının gidişatı hepimizi ürküttü.